* PAŞALAR KÖYÜ WEB SAYFASI *

! PAŞALARLILARIN iNTERNETTEKi BULUŞMA NOKTASI !

ŞİVEMİZ

KELİMENİN SÖYLENİŞİ

KELİMENİN ANLAMI

Aba

Abla

Alaca

Olgunlaşmaya başlayan üzüm

Annaç

Karşı

Ardılmak

Yüklenmek, Takılmak

Aha

İşte, Burda

Amat

Ahmet

Aşa

Ayşe

Andık

Canavar

Amel olmak

İshal olmak

Anışmak

Dedikodu etmek

Ayın oyun

Bozuk

Benillemek

Ürkmek

Balk

Şimşek

Bamak

Parmak

Banış

Yemeğe ekmek batırma

Bak bi

Bir dakika,bana bak

Badılcan

Patlıcan

Barabara

Berabere

Basıra

Bitkilerde oluşan hastalık

Bezdirme

Saçta pişirilen kalin yufka

Berenàrı

Şöyle böyle

Babış

Ayakkabı

Bakır

Su kovası

Bi keneşte

Bir seferde, Öte yandan

Biskevit

Büsküvi

Bicezik

Bir tanecik

Balambırt

Palamut

Boduç

Küçük su testisi

Bunar

Pınar

Bükme

Saçta pişirilen hamur işi

Börtü-böce

Her türlü böcek

Börttürmek

Haşlamak

Böyün

Bugün

Bekdayı

Pek güzel

Car

Kadın örtüsü

Çoğaşivermek

Çoğalmak,toplanmak

Çağıl

Çakıl

Çörek

Fırın Ekmeği

Candırma

Jandarma

Cığara

Sigara

Cingen

Çingene

Cavır

Gayri Müslim

Çiğin

Omuz

Dayfalmak

Daralmak, Bunalmak

Düylek

Kavun

Dığan

Tava

Dıkma

İç güveysi

Dinelmek

Dikelmek

Dumağı

Öksürük

Deyyo

Diyor

Deze

Teyze

Dayıca

Güzelce

Durago

Bekle

Düzen

Dokuma tezgahı

De gali

Haydi artık,çabuk

Ebe

Babaanne,anneanne

Eberive

Getiriver

Erkeç

Erkek keçi

Efen

Kolay

Enser

Çivi

Eski

Çamaşır

Esger

Asker

Emme

Ama

Elem etmek

Çekinmek

Firtlenmek

Şüpheye düşmek

Gali

Artık, Bundan sonra

Galgımak

Zıplamak

Gayıl olmak

Razı olmak

Gaynaşık

Yaramaz

Ganyaşı

Yabani ot

Gáve

Kahve

Gısım

Bir avuç

Gavız

Kabuk, Gapcık

Gayma

Türk Lira

Gastan

Yalan söylemek

Gati

Çok Çoook

Gıllangıç

Kokulu küçük süs kavunu

Gıldak

Karısının sözünden çıkmayan

Götdeş

Arkadaş

Güdük

Kısa ve şişman

Gumdak

Mısır Kellesi

Gızan

Çocuk

Garallı

Karahallı

Gatim almak

Kovalamak

Gayınna

Kaynana

Gayınoğlan

Kayın birader

Göğnek

İç gömleği

Gövermiş

Olgunlaşmaya başlayan meyve

Geme

Fare

Guyruklu

Akrep

Gumbarcı

Kumarcı

Guduret

Kudret

Guvatlı

Kuvvetli

Gelip batır

Durmadan gelen

Heleşe

Eğlence ,muhabbet

Haranı

Tencere

Hayat

Salon

Hanay

Evin önü

Harım

Yakacak çalı

Höngürde

Orada

Höngülce

O şekilde

Yüklü

Hamile kadın

***************************************************

***********************************************

****************************************************

***********************************************

*************************

************

*******

*

” ŞiVEMiZ ” BÖLÜMÜ ŞiMDiLiK ” A ” ile ” H ” HARFLERi

ARASINDAKi KELiMELER EKLENMiŞTiR .

” ŞiVEMiZ ”  BÖLÜMÜNÜN KALAN

” I ” ile ” Z ” HARFLERi ARASINDA KALAN

KELiMELERi HAZIRLIK AŞAMASINDADIR .

BÜTÜN PAŞALARLI HEMŞERiLERiMiN

” ŞiVEMiZ ” BÖLÜMÜNE

KATKILARINI BEKLiYORUM ! !


70 Yanıt to “ŞİVEMİZ”

  1. taşkın çanakcı said

    çörek fırın ekmegi. kayma para. davşan tavşan. mendil sofra bezi..körpü köprü..ajans haber.. ürya rüya ..gızan cocuk… mayış maaş… sındı makas..seyirtme koşmak.. bek olma agırhasta .alan gezmek..müyten gömlek..potur pantolon.. şavk ışık..kıya arabulucu…oglan erkek coçuk…

  2. ümmügülsüm said

    güzel olmuş afferim ama daha güzel olmalı lütfen battal daha iyi şeyler yapmalısın yoksa bozuşuruz

  3. büşra karasahin said

    koşet=poşet zelletli=lezzetli ilana=lahana ileen=leğen ılbık=ibrik saan=tabak ünlemek=çağırmak ıradıya=radyo çeki=yazma senit=yastağaç oklavı=oklava teperotu=havuç haranı=tencere biz bunları bulabildik ama site geliştirilmeli

  4. BATTAL YILMAZ said

    HERKESiN YORUMLARI içiN TEŞEKKÜR EDERiM . ” ŞiVEMiZ ” BÖLÜMÜNDEKi KELiMELER , SADECE ” A harfi ile H harfi ” ARASINDAKi KELiMELERi içERMEKTEDiR . ” i harfi ile Z harfi ” ARASINDAKi KELiMELER HAZIRLIK AŞAMASINDADIR ! SiZ HEMŞERiLERiMDEN BEKLENTiM
    YORUMLARINIZA ; HAZIRLIK AŞAMASINDA OLAN ” i – Z ” HARFLERiNi içEREN KELiMELER EKLEMENiZi iSTiYORUM . BÖYLELiKLE YORUMLARINIZDA BiRiKEN KELiMELERi TOPARLAYIP , ” ŞiVEMiZ ” SÖZLÜGÜNÜN 2. BÖLÜMÜNÜ OLUŞTURABiLiRiZ .. TEŞEKKÜRLER & SAYGILAR….

  5. ARKIN said

    Bunlara ilave olarak (benim en cok sevdigim) bir de “dayfalmak” var. Anlami: BUNALMAK, SIKILMAK, DARALMAK vb.
    Ayrica FRANSA: PIRASA,
    GOYNEK: GOMLEK

  6. hatice said

    peşgir-havlu, issi-sıcak, velesbit-bisiklet, ispirte-kibrit tırnak-dırnak, pabuç-ayakkabı, nişliyon-napıyon, teperemeden-aniden, aklıma gelen şimdilik bu kadar

  7. o.mercan said

    zıypmak=kaymak-aporlo=hoparlör-ciydem=çekirdek-ceryan=elektrik-önsürmek=öksürmek-badem=poyam-incir=yemiş-boduç=su kabı

  8. sakin said

    menk yeri—merkezi yer

  9. alisan yurt said

    aşkın fransaya pırasadeğil (pıransa)denir olaraksöylenir bilginize

  10. mesaret said

    meremüzeri=dudup dururken anlamında eklerseniz sevinirim

  11. Mustafa KILINC said

    Boruce,fasulye.Padilcan,Patlican.Guzu,Kuzu.Alamanya.Almanya

  12. Irmizan.ramazan.adi gare. hadi artik,kumpur,patates,üssün.hüseyin,

  13. Serkan Demirel said

    Ben de şöle bişeyler bulmaya çalıştım ama yanlışları varsa düzeltilip eklemeler olursa zenginleşir çünkü çok daha fazla olduğuna eminim. Battal Abi de bi düzenleme yaparsa bunlara çok daha güzel olur🙂

    A
    Aa : Hayır
    Aba-Abıla: Abla
    Acabıla: Acaba
    Accana-Accıkçana: Azcıkça
    Ağdırmak: Yükte bir tarafın ağır gelmesi 2- Havaya fırlatmak
    Ağı: Zehir, zehirli-kaşındıran tırtıl cinsi
    Aha-Ahacık: İşte
    Alañ: Köy meydanı, çocukların oyun oynadığı geniş saha
    Alaca: Yeni olgunlaşmaya başlayan üzüm
    Alama: Yumruk büyüklüğündeki taş
    Alme-Alma: Elma
    Al guşak: Gök kuşağı
    Alaz: Yaban armudu
    Alıç: Sarı küçük meyveleri olan yabani ağaç
    Alaf: Alev
    Alfeyil: Kötü düşünce, hile
    Alikopter: Helikopter
    Ămat: Ahmet
    Amel olmak: İshal olmak
    Annaç: Karşı, güney
    Andık: Sırtlan
    Annık: Tarlaları birbirinden ayıran sınır taşı
    Añnanmak: Hayvanların toprakta eşinmesi
    Añışmak: Dedikodusunu yapmak
    Añnamak: Anlamak
    Aporlo: Hoparlör
    Apappak: Bembeyaz
    Ardılmak: Yüklenmek
    Arıs: Sansara benzeyen bir hayvan
    Arzımatlık: Aşırı istek, arzu
    Ăşa: Ayşe
    Aşıraşı: Aşure
    Ăşam: Akşam
    Ăşamına: Akşamleyin
    Aşam oltu: Akşam karanlığı çökünce, akşam vakti
    Atagomak: Alıkoymak, bırakmak
    Avgan: Yağmur sularıyla dolan daire şeklindeki su kuyusu
    Avlı: Evlerin önünde dikenli ağaçlarla veya taşlarla çevrili bahçe
    Avurt: Çene ile boğaz arası
    Ayak yolu: Tuvalet
    Ayan: Muhtar
    Azat: Büyük meşe ağacı

    B
    Babıç: Ayakkabı
    Băça: Bahçe
    Badılcan: Patlıcan
    Balk oynamak: Şimşek çakmak
    Balambırt: Meşe palamudu
    Bămak: Parmak
    Banmak: Yemeğe ekmek batırmak
    Banıç: Yemeğe batırılan ekmek
    Bandırma: Kuru üzüm
    Banne: Bamya
    Bañgıç: Baykuş
    Barabă: Beraber
    Barkıt: Çocukları korkutmak için uydurulmuş hayali yaratık(Barkıt, torbanı sarkıt,,..yı korkut)
    Basıra: Yaprak biti
    Bayımak: Gelişmek, büyümek, serpilmek
    Bază(r): Pazar
    Bedirek: Pamuk yığını
    Bedirek çıbığı: Pamuğu dövmek için kullanılan ince çubuk
    Beket: Paket
    Bek: Pek
    Bek olmak: Ağır hasta olmak
    Bekmez: Pekmez
    Bélécé: Küçük beyaz taneli bir üzüm cinsi
    Belmek: Bölmek
    Belik: Bölünmüş olan yer
    Belertmek: Gözlerini iyice açmak
    Beñillemek: Uykudan sıçrayarak uyanmak, korkmak
    Beñgi olmak: Kafası çok şiddetli ağrımak, uğuldamak
    Bereñărı: Üstünkörü, alelade
    Beş bıyık: Muşmula
    Beydava: Bedava
    Bezdirme: Yufkadan daha kalın ve küçük olarak pişirilen ekmek
    Bıccık: Çok küçük ötücü bir kuş
    Bıhlamak: Kör bıçakla kesmeye çalışmak
    Bicéz(i): Bir tanecik
    Bi çala: Çok kısa bir an, bir ara
    Bide: Pide
    Bi gurdana: Aynı anda, çabucak, hepsi birlikte ve hızlıca
    Bi gıyıdan: Hepsini, tamamını
    Bi keneşte: Bu sefer, öte yandan
    Biralamat: Aşırı kilolu, çok büyük
    Bisürü: Birçok
    Bişmek: Pişmek
    Bişeğen: Çabuk pişen
    Boduç: Küçük su testisi
    Boğlamak: Dörtgen bir beze bir şeyler koyup sıkıca bağlamak
    Boğ: Bohça
    Boksalık: Düven sürülürken, hayvanların tahıla pislememesi için hazır bekletilen kap
    Böce: Böcek
    Böce-börtü: Hertürlü böcek ve kurtçuk
    Böğü: Büyük örümcek
    Böğelek dutmak: Sığırlarda bir hastalık, sürekli böğürmek
    Börtmek: Haşlanmak
    Börttürmek: Haşlamak
    Böyümek: Büyümek
    Böyük: Büyük
    Böyün-Böön: Bugün
    Bubatca-Bubacca: Papatya
    Buğ: Buhar
    Buğanak: Yağmur yağmadan önce dağların başında görünen yağmurun habercisi sis, subuharı
    Buña(r): Pınar
    Buñgun: Sıkıntı verici, bunaltıcı
    Buymak: Üşümek
    Bübé: Biber
    Bübek: Bebek
    Bülke: Dikdörtgen su kuyusu (Mezarın üstünde Bekköy yolunun altında iki tane var)
    Büñgüldemek: Suyun kabarcıklar çıkararak topraktan çıkması
    Bütme: Gözleme- Yarımay şeklinde açılan içine yumurta-peynir-ıspanak vs konulan hamur işi

    C
    Camış: Manda
    Cana-Canava(r): Kurt, yırtıcı hayvan
    Cavır: Kâfir, gavur
    Cazı: Cadı, geçimsiz
    Cazgır: Kavgacı, geçimsiz
    Cemile: Cemre
    Ceyran: 1-Elektrik 2- Hava akımı
    Cıgara: Sigara
    Cıñgıl: Kadınların feslerine taktıkları gümüş süs
    Cırnalamak-Cırmaklamak: Tırnaklamak
    Cıvdırmak: Delirmek, kafayı bozmak, aşırı sinir olmak
    Cızgı: Çizgi
    Cibire: Suyu sıkılmış üzüm posası
    Cibiç-Cebiç: Keçi yavrusu
    Cice: Abla
    Cingen: Çingene, eli sıkı, cimri (mecazi)
    Cinini dermek: Birisini bir konuda ikna etmek, aklına yatırmak
    Ciñgili: Saka kuşu
    Cimbiş: Parmaklarının ucu ile alınan az miktarda şey
    Cimdirmek: Çimdiklemek, parmaklarıyla birini sıkmak
    Comaat: Cemaat
    Cula: Pamuk kozasının tam ortasında yer alan küçük bölüm

    Ç
    Çağıl: Taş yığını, tarlalarda toprağın akmasını önlemek için taşlardan yapılan teras
    Çağıla: Kuru badem
    Çağ sarmak: Kelep haldeki ipleri ağaç masıralara sarmak, dolamak
    Çakır: Yeni olgunlaşmaya başlayan meyve, Yeşil-mavi renkli göz
    Çalı: Meşe dalları, yeni çıkmış meşe fidanı
    Çaltı: Dikenli dalları olan yabani bitki
    Çandırma: Jandarma
    Çatalçivi: Sapan, kuş avlama aracı
    Çeket: Ceket
    Çekişmek: Azarlamak
    Çeki: Yaşlı kadınların başlarına bağladıkları beyaz yazma
    Çekinmek: Başa beyaz yazma örtmek
    Çelme çelmek: Bir baş bağlama şekli
    Çemkirmek: Bağırıp çağırmak
    Çendek: Tabak ve şapkaların kenarında çıkıntı Çendekli sahan, çendekli şapka(Fötr şapka)
    Çente: Çanta
    Çerpmek: Yaklaşmak, çarpmak
    Çevrik: Evlerin önündeki diken veya taşla çevrili küçük bahçe
    Çevinti etmek: Yufka açan kişiye yardım etmek, yufkayı biraz açıp diğer açıcıya vermek
    Çıbık: Çubuk
    Çıkı: Kese, küçük torba
    Çıkılamak: Çıkının içine bi şey koyup ağzını bağlamak
    Çılk olmak: Yumurtanın bozulması, sallayınca ses gelmesi
    Çımkışmak: Aşırı ağrımak, uyuşur gibi ağrı hissetmek
    Çıtlık: Küçük sarı meyveleri olan yabani ağaç, bizim köyde kutsal sayılıp bez bağlanıyor.
    Çıvgın: Uçurtma yapımında kullanılan içi boş bir bitki
    Çıvmak: Çok büyümek, uzamak
    Çikin: Çirkin
    Çilemek: Pamuğun beyaz kozalarını toplamak
    Çilbir: Yular, eşeği çekmek için kullanılan zincir-ip
    Çileşmek: Çiselemek
    Çimmek: Banyo yapmak
    Çinnemek: Çiğnemek, basmak
    Çiñil: Omuz, kürek kemiği
    Çiriş: Kavunun üstündeki küçük yarıklar
    Çirk: Çamaşır veya bulaşık suyu, pis su
    Çiselemek: Serpiştirmek
    Çitilmek: Ağaçlarda meyvenin aşırı çok olması
    Çitilemek: Elde ovarak çamaşır yıkamak
    Çitim: Üzüm salkımının 7-8 üzüm tanesinden oluşan küçük dalları
    Çiydem: Çekirdek
    Çokmak: Toplanmak
    Çontur: Kısa boylu, büyüyememiş bitki vs
    Çöğür: Bahçeleri çevirmekte kullanılan dikenli ağaç dalları
    Çölmek: Çömlek
    Çömbül: Kısa boylu kişi
    Çönmek-Çömütmek: Dizlerinin üstüne eğilmek
    Çörüşlemek: Bitkilerin büyüyemesi, hastalanması
    Çöydürmek: İşemek, (küçük çocuklar için)
    Çul: Keçi kılından veya bezden dokunan kilim (Kıl çul, Çapıt çul vb)

    D
    Dalamak: Yakmak, Böcek sokması
    Daldız: Arı peteği
    Dal orta yeri: Tam ortası
    Dañ etmek-Dañına gitmek: Hayret etmek, şaşırmak
    Dañacak ! : Hayret bi şey! (Şaşma Ünlemi olarak)
    Dañgırdayık: Sesi çok kalın çıkan kişi
    Darı: Mısır koçanı
    Davşan: Tavşan
    Dayfalmak: Bunalmak
    Dayı: Güzel, iyi, hoş
    Debillattan sona: Çok geç bir vakitte, gecenin ilerlen saatlerinde
    Debennemek: Ağır aksak işlerini yapmak, güçlükle hareket etmek (Yaşlılar için)
    De gali: Hadi artık
    Della vermek: Tellal gibi çıkıp bağırarak herkese anlatmak
    Dellan: Deli hareketi yapan, yaramaz çocuk
    Delice: Yabani bitki
    Démen: Değirmen
    Dé mi: Değil mi?
    Denk: İyice dengelenerek hayvana sarılan yük
    Déndi: Haydi, tam zamanı
    Dene: Tane
    Deñgilmek: Yanı üzerine yatmak, uzanmak
    Deñsiz: Densiz, pervasızca konuşan
    Desti: Testi, toprak su kabı
    Deya-Décik: İşte orda
    Deynek: Değnek, sopa
    Déze: Teyze
    Dığa: Verimsiz, çorak arazi
    Dığan: Tava
    Dığrak: Dar, sıkı
    Dıkız: Suyu az, katı, zor yutulan yiyecek
    Dıkma: İç güveyisi
    Dımga: İşaret, damga
    Dımı gırılmak: Soğukluğu gitmek, suyun ılıması
    Dımnam: Damla
    Dımnamak: Damlamak
    Dıñga: Şiş
    Dırmaçlamak: Sırtına çocuk, testi, odun vb bir yükü sıkıca yüklenmek
    Dırnak: Tırnak
    Dibildemek: Ağır ağır yürümek, iş yapmak (yaşlılar için söylenir)
    Dikme: 3-4 yaşındaki meşe fidanı
    Diñgildemek: Hafif koşar adımla yürümek ( Köpek neynesin taggayı, diñgildéken düşürü)
    Diñelmek: Dikilmek
    Diñgin: Yorgun
    Dil ganat otu: Yüzeyi tırtırlı olan ve sürüldüğünde dili kanatan bir ot
    Dilki: Tilki
    Dilki guyruğu: Salkımı uzun ve çok lezzetli olan bir beyaz üzüm cinsi
    Dişemek: Diş çıkarmak
    Dizlik-Don: Etek altına giyilen pantolona benzeyen dar şalvar, Karahallı ve köylerinde giyilir.
    Doğram: Küçük et parçası
    Dokanmak: Dokunmak
    Dolak: Atkı
    Dombay: Sığır cinsinden bir hayvan
    Dombaylan: Genelde yerde dolaşan ve yere yuva yapan tepelikli iri bir kuş cinsi
    Domat: Domates
    Doñuz: Domuz
    Doñyağı: Hayvanın iç yağı
    Döndürme: Ramazandan sonra tutulan 6 günlük şevval orucu
    Döngel: Muşmula
    Döşşek: Döşek
    Dumağı: Kuru öksürük, soğuk algınlığı
    Durmak: Yaşamak, oturmak
    Duşman: Düşman
    Duşak: Ayağa vurulan bağ
    Dutmak: Tutmak
    Dutağaç: Sıcak tencere vs tutmaya yarayan iki parçadan oluşan bez
    Duzlamba: Tuza banılarak yenilebilen yabani ot
    Düggen: Bakkal, dükkan
    Düylek: Kavun, bostan
    Düven: Tahılı sapından ayırmak için kullanılan öküz at vb.nin çektiği altı taşlı tahta kızak
    Düzen: El tezgahı

    E
    Ebe: Nine, büyük anne
    Ebes ilanı: Gözleri kör, boyu kısa bir yılan cinsi
    Ebertlemek: Ekonomisi kötü bir aileye maddi destek olmak, geçimlerine katkı sağlamak
    Ebermek: Getirip gelmek
    Eccik: Azcık
    Edinmek: Üzülmek, dertlenmek
    Eddekçi: Beleşçi, başkalarının sırtından geçinmeyi seven
    Edik: Çok küçük ayakkabı
    Efen: Kolay
    Efir: Güç, kuvvet
    Efek: Ekin arasında çıkan yabani bir ot
    Eğe: Bıçak vb kesici aletleri bilemek için kullanılan metal
    Ekiz: İkiz
    Ekiz eşi: İkizlerden her biri, birbirine çok benzeyen kişiler
    Ellik: 1-Eldiven 2- Bir elin alabileceği buğday yığını
    Eldivende durmak-beklemek: Birisinin sözünden çıkmamak, ondan emir beklemek
    Ellez: İlyas
    Elpimek: Zayıflamak, incelmek, sağlamlığını kaybetmek
    Eltmek: Götürüp bırakmak, teslim etmek
    Elem etmek: Çekinmek, utanmak, sıkılmak
    Ele: Öyle değil mi? (Tasdik ünlemi)
    Emsiz: Hiç konuşmayan, hakkını savunamayan, pısırık
    Emme: Ama
    Emenmek: Zahmet etmek
    Enmek: İnmek
    Enik: Kedi köpek yavrusu
    Eñgim: Eğimli, çukur arazi, aşağı meyilli
    Eñgin: 1- Havanın kapalı olması, 2- Yaşlı bir kişinin iyice kötüleşmesi
    Eñgin enmek: Diş şişmesi ve buna bağlı ateş, halsizlik vs
    Eñ etmek: İşaret koymak
    Eñser: Kalın demir çivi, çok soğuk (mecazi)
    Eñgücü: Eninde sonunda
    Elemle: İp sarma aracı
    Erkeç: Erkek keçi, teke
    Erep-Erebiye: Rabia
    Erden: Sahur
    Ermanı: Ermeni
    Ernik: İnce, yumuşak, olgun (gıda maddeleri için)
    Eski: Elbise
    Esgé(r) : Asker
    Eş: Bir erkeğin hanımlarından her biri, kuma
    Eşe : Neşe (isim)
    Eşşek: Eşek
    Eşkere: Gerçek, hayal-rüya olmayan, birebir yaşanan
    Evselemek: Kalbur vs bir şey çalkarken üstüne gelen iri şeyleri toplamak
    Eysik: Eksik
    Eysiklemek: Çocuk düşürmek
    Eyşi: Ekşi
    Ey: Birisi seslendiğinde “buyur, söyle” anlamında kullanılır. ( eyt: Söyle Eski Türkçede)
    Eysiucu: Uç kısmı yanmış odun
    Eyyamboor(Eyyam-ı buhur): Yılın en sıcak günleri
    Eynegöl: İnegöl
    Eymenmek: Korkmak
    Eynelik çörek: Ölünün arkasından dağıtılan ekmek
    Eyef: Kadınların sırtlarına yük yüklenirken kullandıkları bükülmüş ağaç
    Eyirmek: Pamuk ve yünden kirmanla ip yapmak

    F
    Farımak: Yaşlanmak, pörsümek
    Fasille: Fasulye
    Feç: Sebep, neden
    Fer-Feş: Güç-kuvvet
    Feslikan: Fesleğen
    Feyre-Fiyre: Sürekli
    Fırsant: Fırsat
    Fıransa: Pırasa
    Fışnamak: Ekşimek, yemeğin bozulması
    Filik: Koyun keçi kırması
    Firt: Şüphe, kuşku, evham
    Firtlenmek: Şüphelenmek, kuşkulanmak, evhamlı
    Firiklemek-Feriklemek: Meyvelerin gelişememesi, büyüyemesi
    Fiy: Hayvanların yemesi için ekilen bir ot

    G
    Gabagöt: Tembel
    Gabçık-Gabık: Kabuk
    Gabırcık gibi: İnsanın üstüne yakışan elbise, çok güzel kıyafet
    Gabaşlamak: Ağacın gövdesinden dalların ayrıldığı yerden dallarının hepsini kesmek, budama
    Gaçılmak: Çekilmek
    Gadañ: Kadar
    Gadana: Sığır cinsi bir hayvan
    Gaga: Ağa, abi
    Gali-Galañ: Artık, bundan sonra
    Galaba: Kalabalık
    Galgımak: Hoplamak, zıplamak
    Galık: Beyaz çiçekler açan yabani bir çiçek
    Galle-Sarıgalle: Sincap
    Galbır: Kalbur
    Galaman gölemen olmak: Çok yemek, çeşitli yemeklerle ziyafet çekmek
    Gama: Kama
    Gambır: Kambur
    Gannı: Kanlı, katil
    Ganyaşı: Kuruması zor ayrığa benzeyen yabani bir ot
    Gaplık: Tencere tabak konulan yer
    Garañı: Karanlık
    Garamatlık: Hayat zorluğu, zor şartlar
    Garipsemek: İnsanın yalnızlığını hissedip hüzünlenmesi, kendini garip hissetmesi
    Garille: Beyaz çiçekler açan birkaç türü bulunan yabani ot (boz garille, sütlü garille)
    Garallı: Karahallı
    Gargaburun: Kapıyı kilitlemek için kullanılan kapının arkasındaki kuş ibiği şeklindeki demir
    Garainne: Küçük siyah arı cinsi
    Garagavuk: Anızlarda harman yerinde çıkan ve tazesi yenilen bir ot
    Gara diñelek kalmak: Hiç dermanı kalmamak
    Garazevda: Çok sevmek, karasevdaya tutulmak
    Gayıl olmak: Razı olmak
    Garafil: Karanfil
    Gastan: Yalandan, mahsustan, şakacıktan
    Gaşıksapı: Üzerine iğneyle çeşitli şekiller işlenmiş kadife elbise
    Gati: Çok fazla,
    Gatim almak: Kovalamak, peşine düşmek
    Gayır: Çok ince, topraklaşmış taş
    Gayırsı: İçinde gayır olan toprak
    Gayrak: İnce uzun taş
    Gaynaşmak: Yaramazlık yapmak
    Gaynaşık: Yaramaz
    Gayfa-Gave: Kahve
    Gayış: Kemer
    Gayma: Kağıt para, kaime
    Gayınna: Kayınvalide
    Gaynata: Kayınpeder, kayınbaba
    Gatmă: Katmer, Ramazan bayramı arifesinde yapılan yağlı hamur işi
    Gavırga: Mısır patlağı
    Gavıl etmek: Sözleşmek
    Gavız: Kuru ağaç yaprağı, kuru ot
    Ge: Gel
    Geçi: Keçi
    Gelip batır: Gelip durur
    Geme: Fare
    Gemeç: Ön dişleri olmayan, çenesi çukur
    Geñirtlek: Gırtlak
    Geriz: Tarlalardaki taş teras
    Gevrekleme: Ateşte gevretilip parçalanan yufkaya yumurta kırılarak çayla yenilen yemek
    Gıbık: Kılıbık
    Gıdım: Çok küçük parça
    Gıldak: Kılıbık, kadın sözünden çıkmayan
    Gılınç: Kılıç
    Gırlangıç: Kokulu küçük süs kavunu
    Gıramis: Büyük altın, cumhuriyet altını
    Gıtmir: Cimri
    Gızamık: Kızılcık, kırmızı meyveleri olan yabani ağaç
    Gızañ: Kızan, çocuk
    Gızılissi: Yılın en sıcak günleri
    Girinti: İç güveyisi
    Gomak: Koymak, bırakmak
    Goñgurak: Gramafon
    Goñgaz: Salyangoz
    Gossaña: Meğer, boşuna değil
    Gossamak: Koçun koyunu döllemesi
    Goşma: Evlerin üstünü kapamak için kullanılan 10cm çapındaki 2 m uzunluğundaki ardıç dalı
    Goşmak: Okumak, okumaya başlamak
    Govalmak: Aralanmak
    Gov: Dedi kodu
    Govcu: Dedikodu yapan kişi
    Goya: Güya
    Göcen: Tavşan yavrusu
    Göde: Kıçını kaldıramayan, paytak paytak yürüyen civciv
    Göklenmek: Yiyecek kadar ürün yetiştirmek, kendi ihtiyaçlarını tarladan karşılamak
    Gök: 1-Ermemiş meyve, kavun karpuz, 2-Mavi renk
    Gökgömédik: Görgüsüz, hiçbir şey görmemiş
    Gölümek: Üzüm dalını toprağa gömerek kökleşmesini sağlamak
    Gömü: Hazine
    Göömek: Görmek
    Gönenmek: Ekonomik durumu iyileşmek, zenginlemek
    Götdeş: Arkadaş
    Göv: Gök yüzü
    Göverçi: Küf
    Gövermek: Morarmak
    Gövercin: Güvercin
    Göynek: Kadınların etek altına giydikleri beyaz iç eteği
    Gözé(r): İri delikli tahıl eleği
    Gözel: Güzel
    Gubat: Kaba saba, biçimsiz, çok büyük
    Gubarmak: Kabarmak, şişmek, büyüklenmek
    Guduret: Kudret
    Gulunç: Sırt ağrısı
    Gumbăcı: Kumarcı
    Gummuru: Kumru kuşu
    Gundak: Mısır koçanı
    Gurk demek: Tavuğun kuluçkaya hazır hale gelmesi
    Gurk bastırmak: Tavuğu kuluçkaya yatırmak
    Gutmu: Genç kızların ve gelinlerin kullandığı sarı yeşil turuncu renkleri olan elbiselik kumaş
    Guvvat: Kuvvet
    Guymak: İçine koymak, doldurmak
    Guyruklu: Akrep
    Guzune: Soba
    Guz yakası: Kuzey taraf, güneş görmeyen yan
    Gübüre: Gübre, Hayvan gübresi
    Gübür: 1-Ev süpürülürken çıkan pislik, toz, 2-Ekmek yakacağı
    Gücülene: Zorla, en sonunda
    Güccük: Küçük
    Güdek: Oyunda ebe olma
    Güllak: Güllaç, Osmanlı sofrasının en beğenilen tatlısı
    Gümnü: Testiden biraz büyük olan ve şekil olarak su küpüne benzeyen toprak kap
    Gümbürdek: Kavaklı tepesindeki mağaranın ismi
    Gümülemek: Kıskanmak, sevmemek
    Günec: Güneş
    Gün yerine değdi: Yılın en uzun günü, 21 Haziran ve sonrasındaki uzun günler
    Güre: Korkak

    H
    Haba(r): Haber
    Hadım: Çocuğu olmayan, kısır
    Halbuysa: Halbuki
    Hambal: Hamal
    Hamut: At arabasında bir parça
    Hammaz evi: Tozu toprağı yukarıya kaldıran rüzgar, hortum
    Hamsın: İlkbaharın ilk ayı
    Hanay: İki katlı büyük ev
    Hañgırda: Nerde, hangi yerde
    Haranı: Tencere
    Harım: Bahçe etrafı çevirmeye yarayan dikenli ağaç
    Harın olmak: Çok yemek, karnı iyice şişmek
    Harar: Kıldan dokunmuş çok geniş ve uzun buğday çuvalı
    Hava çağırmak: Türkü söylemek
    Hayat: Oturma odası, salon
    He: Evet
    Hela: Tuvalet
    Helime: Halime
    Helmelenmek: Yeni pişen yemeğin biraz dinlenmesi ile üstünde yağ birikmesi
    Heleşe: Eğlence
    Hemşeri: Aynı köyden, şehirden olanlar, hemşehri
    Henk etmek: Kadınların kendi arasında yaptığı eğlence
    Hepicii: Hepsi
    Hevenk: Kışlık sebze askı, (Domates hevengi, üzüm hevengi vs)
    Heyye heyyede: Her yer her yerde, etraf darmadağınık
    Hılt olmak: Aşırı sinirlenmek
    Hımbıl: Çok şişman
    Hımbıldık: Çocukları kaldırıp havaya atmak-kapmak, ellerinden ayaklarından tutup sallamak
    Hırtlak: Gırtlak
    Hızmat: Hizmet
    Hindi: Şimdi
    Horata: Şaka
    Horaz: Horoz
    Hozuydan: Yabancı, bilinmeyen, dışarıdan
    Hökümat: Hükümet
    Höpürdetmek: Sıvı bir şey içerken ses çıkarmak
    Hörü: Huri
    Höykürmek: Bağırarak yüksek sesle ağlamak
    Hu-Ho: O
    Hunu: Onu
    Hurda-Horda: Orda
    Hüñgü-Höñgü: İşte o
    Hüñgürde-Höñgürde: İşte orda
    Hüñgülle-Höñgülle: İşte öyle

    I
    Ibır: İbrahim (mecazi saf)
    Ilbık: İbrik
    Ilıcak: Ilık
    Ildız: Yıldız
    Ildız Böcesi: Ateş böceği
    Ildızı almamak: Hoşlanmamak, sevmemek
    Ildır ıldır ışılamak: Pırıl pırıl parlamak, yanmak
    Iradıya: Radyo
    Irazı(isim): Raziye
    Irazı olmak: Razı olmak
    Iramazan: Ramazan
    Iramatlık: Rahmetli
    Irza: Rıza (isim)
    Irakı: Rakı
    Irabbım: Rabbim
    Ismıyıl: İsmail
    Isgıran: Hamur kesme aleti
    Issırgı: Saç derisi kaşıntısı
    Issırgan dikeni: Isırgan otu
    Isılmak: Dişleri kenetlenmek
    Isdırmak: Isırmak
    Isıcak: Sıcak
    Işılamak: Parlamak

    İ
    İbiram: İbrahim
    İçerlemek: Üzülmek
    İlan: Yılan
    İlén-len: Ulan-lan (erkek çocuklar için söylenir)
    İleş: Leş, ölmüş hayvan
    İleşbé(r): Rençper
    İlkmek: Biriktirmek
    İlkintili-İrkintili: Birikmiş
    İlik: Düğme
    İliklemek: Düğmelemek
    İleyen: Leğen
    İlazım: Lazım
    İlana: Lahana
    İlistir: Süzgeç
    İlikmen: Çok zayıf, bir deri bir kemik
    İliman: Limon
    İlenmek: Beddua etmek
    İlenç: Beddua, ah
    İñi: Beddua,ah
    İrefiye: Rafia (İsim)
    İrezil olmak: Rezil olmak
    İrendere: Rende
    İssi: Sıcak (sıvılar için)
    İsdiyci: Dilenci
    İspirte: Kibrit
    İşkillenmek: İçine şüphe düşmek
    İşiy: Şey
    İteği: Üzerinde ekmek yapılan kıldan dokunmuş sofra bezi

    K
    Kakmak: Kalkmak
    Kaktırmak: İtmek, iteklemek
    Kak: Armut kurusu
    Kakaç: İşkembenin el ortası büyüklüğünde kesilmiş parçaları
    Kakışmak: Tartışmak, ağız dalaşına girmek
    Kakıvémek: Birden sinirlenmek, bağırıp çağırmaya başlamak
    Kapıdı guşu: Atmaca
    Karip: Garip
    Kayat-Kahat: Kağıt
    Kayası mıñ? : Sana ne, kahyası mısın ?
    Kaykı: Sert
    Kekmek: Sapan taşının yanlışlıkla atan kişiye gitmesi, tüfeğin aniden ateş alması
    Kekeç: Kekeme
    Kelik: Çok büyük ayakkabı, eski püskü ayakkabı
    Kelemle-Kelemne: İşlenilmeyen bağ-tarla
    Keleté(r): Kamıştan örülmüş orta boy sepet
    Kelep: Birbirine bağlı beş iplik yumağı
    Kemire: Kurumuş 5-6 cm kalınlığındaki hayvan gübresi
    Kemile: Kamile (isim)
    Kéme: Kırmızı turuncu sarı renkli gutmuya benzeyen kumaş
    Kenef: Tuvalet
    Keñgé(r) Dikeni: 1metre boyunda, ucunda mor çiçekler açan diken
    Kepi-Kepenek: Çobanların soğuktan korunmak için giydiği yün palto
    Keri: Sonra
    Kestenkele: Kertenkele
    Kesdene: Kestane
    Kese: Kestirim, kısa
    Kesemekten: Kısa yoldan
    Kevsere: Sonbaharda bastıran ilk soğuk, meyve sebzeleri öldüren sonbahar soğuğu
    Keymek: Giymek
    Kımsır: Cimri
    Kırri: Eşek
    Kıstırma: İki bisküvi arasına lokum sarma
    Kısım: Avucun iyice kapatılmış biçimi
    Kısımlamak: Avuç kapalı iken içine az miktarda bir şey almak
    Kıynız: Boynuz
    Kıya: Kız ile erkek arasında elçilik yapan, haber taşıyan kişi; ara bulucu
    Kipri: Kirpi
    Kiprik: Kirpik
    Kirelik: Banyo
    Kirtlek: İyi pişmemiş
    Kosmaklamak: Boynuzlu hayvanların boynuzlarıyla vurması
    Koşaf: Hoşaf
    Koymak: Dokunmak, içine işlemek (Söylediğin laf bana çok koydu)
    Koygun: İnsanı üzen, içine işleyen ezgi (Türkü-ilahi vb)
    Köfün: Küfe, söğütten örülen uzun dar sepet
    Köken: Kavun fidesi, (Sebzelerin fidanları)
    Köl: Göl
    Kölge: Gölge
    Köllenmek: Göllenmek, küçük su birikintileri oluşturmak
    Köleç: Küçük su birikintisi,
    Körpü: Köprü
    Kösük ev: Yıkılmış ev, harabe
    Köşmen: Göçmen
    Köv: (Bazen) Köy
    Kumpur: Patates
    Külleme: Sebzelerin yapraklarında oluşan kül renkli bir hastalık
    Kürtümek: Hayvanlarda çiftleşmeye hazır duruma gelmek (Dişiler için)
    Kürtük: Çiftleşmeye hazır dişi hayvan
    Kürümek: Kürek vasıtası ile kar, gübre vb atmak
    Kürüs: Rüzgarın karı çukur yerlere taşıması sonucu oluşan kar yığınları
    Küssün: Gülsüm
    Kütürdüyük: Yerken kütür kütür sesler çıkaran beyaz bir üzüm türü

    L
    Laylom: Naylon
    Lokum: Lokma (Tatlı türü)

    M
    Măcunoz: Maydanoz
    Mafıl olmak: Bir sofra bezi etrafına 5-6 kişinin yemeğe oturması
    Maggıyla: Makbule
    Mal-maşat: Hayvan
    Mălıç: Çekirdeği çıkarılmış pamuk
    Mancă(r): Pancar
    Măna-Mahana: Bahane
    Marak: Merak
    Mañgır: Metal (Bakır) para
    Massı massı kokmak: Çok iğrenç kokular yayılması
    Măsus: Şakadan, gerçek olmayan
    Mayhoş-Măyoş: Suyu ekşimsi elma vb meyve (Ma-yı hoş: suyu hoş, hoş sulu)
    Mayış: Maaş
    Mayıs: Hayvan gübresi kokusu
    Meh: Al, buyur
    Meldin: Sofra bezi
    Mélen: Merhem
    Mél-Mehel: Uygun, denk
    Memiş: Saf, aklı az çalışan
    Memet: Mehmet
    Meres: Miras (Ölüm hak, meres helal)
    Meres!: Kızma, Hakaret ünlemi (Meres kedi, peyniri götürmüş!)
    Meremüzeri: Bakıp dururken, bile bile
    Mercimektene aşı: Yeşil mercimek yemeğine bulgur salınarak yapılan yemek (Alacatene)
    Mıh: At eşek gibi hayvanların ayağına nal çakmak için kullanılan metal çivi
    Mırt: Kar gibi beyaz renkli ama dolu gibi yuvarlak bir yağış türü, kuzu dişi
    Mırmır: Bilye
    Mırtlak: Mutfak
    Mıstık: Mustafa
    Minmek: Binmek
    Mizmire: Hayvanların hızlı gitmesini sağlamak için kullanılan ucu sivri demirden, sopa
    Mut: Beleş, parasız
    Muştu: Müjde
    Müyten: Gömlek, mintan

    N
    Naca: Nasıl
    Nacabolsa: Nasıl olsa
    Nacak: Odun kesme aracı
    Nalet: Lanet (hakaret ünlemi)
    Namnam: Yamyam
    Neçe: Nice, birçok
    Nene: Üvey anne, amcanın eşi-yenge, komşudaki yaşlı kadınlar için
    Nerdek: Salça
    Neye: Neden
    Neynesiñ: Ne yapsın, ne eylesin
    Nişliyoñ-Nişiyoñ: Ne yapıyorsun, ne işliyorsun
    Nişlediñ-Nişediñ: Ne yaptın, ne işledin
    Nori: Nuri
    Noriya: Nuriye
    Nuzur: İnsanlara zarar veren, askıntı olan (Hakaret ünlemi)
    Nüzom: Lüzum

    O
    Obal: Vebal, günah
    Obal artmak: Günahını başkasına yüklemek, bir konuda ısrar etmek
    Oda: Eskiden mahallelinin oturduğu, misafirlerin ağırlandığı mahalle kahvehanesi
    Ogga: Kilo
    Oklavı: Oklava, hamur açma aracı
    Olçum: Olgun, ağırbaşlı kişi
    Omca: Üzüm ağacı
    Omă(r): Ömer
    Ommuru muñ? : Umrunda mı, sana ne?
    Osanmak: Usanmak
    Oturmacı: Misafir
    Ovmaç: Yufka kırıklarının içine tarhana ve kuru soğan katılarak yapılan yemek
    Ozumanıñ bérinde: O zamanlar (Béri: Bahri=Deniz)

    Ö
    Öcü: Hayali yaratık
    Öğüt yörümek: Yağmur-kar sularının geçirimli topraklardan süzülüp çukurlarda yüze çıkması
    Öğmek-Övmek: Köz halindeki ateşin ağır ağır tutuşması, duman tütmesi
    Öñsürmek: Öksürmek
    Öñsüz: Öksüz
    Öñecek: Kadınların eteklerinin üstüne taktıkları önlük
    Örkelenmek: Öfkelenmek
    Örüzgé(r): Rüzgar
    Örgenmek: Öğrenmek
    Örgetmek: Öğretmek
    Örgetmen: Öğretmen
    Ösen: Herhalde, Galiba (Söyleyişe göre bazen kesinlik bazen olasılık anlamı taşır)
    Ötürmek: Hayvanların ishal olması
    Ötüüygün: Geçen gün
    Övetlemek: Acele etmek
    Övet-alat: Acele bir şekilde, hızlıca ve özensiz
    Övü: Üvey
    Övez: At, eşek gibi hayvanlarının kanını emen büyük sinek cinsi
    Övcelemek: Ovarak küçük parçalara ayırmak
    Öyleniñ örtü: Tam öğle vakti- 12.00-13.00 arası
    Özüt: Ruh, ölü

    P
    Padışak: Padişah
    Pambıcık: Pamuk gibi, bembeyaz
    Pantul: Pantolon
    Pançak: Beş parmağın iyice açılması, pençe
    Pançaklamak: Parmaklarını iyice açarak avuca alabildiği kadar çok şey almak
    Pardı: Toprak evlerin damının ucu
    Pardı gayrağı: Pardıya su akması için döşenen ince uzun taşlar
    Paşa bayrağı açmak: İsyan etmek, karşı gelmek, söz dinlememek
    Pavlıka: Fabrika
    Payır payır yanmak: Yüzün kıpkırmızı olması
    Pelte: Şekerli suyla veya pekmezle yapılan bir tatlı
    Peşkir: Havlu
    Pıransa: Pırasa
    Pilit: Pelit
    Pir: Küçük çivi
    Pir döndü: Küçükbaş hayvanların boynuna ip bağlamak için kullanılan halkalı demir
    Potür-Pontur: Pantolon
    Poyam: Badem
    Pulüs: Polis
    Puynuz: Boynuz
    Pürlenmek: Üstünü büyükçe bir örtü ile örtmek
    Pürümbe: Kadınların dışarı çıkarken örttükleri büyük örtü, çarşaf
    Pürümek: Örtmek, kaplamak
    Püşkürmek: Ağzına su alıp tükürmek
    Püşkürük: Çocukların yüzünde çıkan kırmızı lekeler, alerjik hastalık üstüne susam püşkürülür

    S
    Saan-Sahan: Tabak
    Sañırağı: Üst solunum yolları iltihabı, sarı su
    Sası: Tatsız, tuzsuz
    Sede: Sade
    Seki: Evin önündeki oturma yeri, düz alan
    Semizlik: Semizotu
    Senit: Üzerinde yufka açılan geniş tahta
    Senek: Su konulan tahta kap ( Yeni senek suyu sovuk dutar)
    Sevi: Sevgi
    Seyirtmek: Koşmak, koşar adım yürümek
    Sıdalak: Parlak, uğrası silinmemiş üzüm
    Sındı: Makas
    Sındıdan kırkma: Makasla kesilmiş gibi düzgün
    Sımkıç: Beşikteki çocuğun çişinin biriktiği kap
    Sıtarasız: Sevisiz, kimsenin sevmediği kişi
    Sicim: Örme ip, urgan
    Siñnenmek: Saklanmak, gizlenmek
    Siymek: İşemek (Hayvanlar kedi-köpek vb için)
    Somuruk: Emzik
    Soona: Sonra
    Sorutmak: Yüzünü asmak, somurtmak
    Sormak: Emmek, soğurmak
    Sorma şeké(r): Emilen yuvarlak şeker, topitop
    Sovuk: Soğuk
    Söbü: Yuvarlağımsı, elips
    Sövkeye minmek: Komaya girmek, ölüm hali, sekerat
    Söveltmek: Uzatmak
    Söve: Kapıların arkasını sürgülemek için kullanılan demir
    Söven gibi olmak: Sertleşmek, soğukta kalıp tutulmak, sertleşmek
    Sumsak sokmak: Yumruk vurmak, karın boşluğunu yumruklamak
    Sunmak: Dokunmak, değmek (Hayvanlar için)
    Sübek: Beşikteki lazımlık
    Sülmen-Sülümen: Süleyman
    Süñgü: Kemik-Çok zayıf bir deri bir kemik kalmış hastalar için“İnsan süngüsü ağır olur”
    (Süñgek: Kemik-Eski Türkçe)
    Süssepeti: Altında süt saklanılan sepet
    Süsmek: Sığır cinsi hayvanların boynuzlarıyla veya kafalarıyla vurması

    Ş
    Şabılga: Açık sarıçiçekler açan, tüylü yapraklı 1 metre boyunda bir ot, kurusu ile ekmek edilir
    Şabık: Çabuk
    Şamata: Kavga, gürültü
    Şarakmanı: Elbisenin kirli sularla iyice kirlenmesi
    Şavk: Işık
    Şebek: Sirk maymunu
    Şeké(r): Şeker
    Şemen: Büyüyemeyen kavun, kelek
    Şemşiye: Şemsiye
    Şére: Çehre, yüz
    Şeşit: Çeşit
    Şevşé(r): Düzgün kesilmeyen kumaş, çapraz
    Şıpkın: Şiddetli yağmur
    Şıra: Üzüm suyu
    Şırlanyağı: Haşhaş yağı
    Şipit: Çocuklar için pişirilen ortası delik küçük çörek, pekmez-haşhaşlı katmer, simit
    Şo: Şu
    Şüñgü: İşte şu
    Şüñgülle: İşte öyle
    Şüñgürde: İşte şurda

    T
    Tagga: Takke,şapka
    Tăıl: Tahıl, buğday
    Tăla: Tarla
    Tarna: Tarhana
    Tăra: Çubuk, odun kesmeye yarayan demir alet
    Taslak: Kavun veya karpuzun ortasından bölünmüş hali, dilimlemeden yenmesi
    Tat!: Patavatsız
    Taygeldi: İki kez evlenen kadının ilk kocasının çocuğunu ikinci eşinin evine getirmesine denir
    Tekke: Türbe
    Télik: Terlik
    Tembek: Tembih
    Tene: Meyve danesi(Üzüm tenesi vs), bulgur
    Teñgélek: Yuvarlak
    Teñgélenmek: Tekerlenmek, yuvarlanmak
    Teperotu: Havuç
    Teperemeden: Aniden
    Tergöynek: Tanelerinin şekli incire benzeyen beyaz bir üzüm türü
    Termeği: Yüz derisinde soğuk vb sebeplerle oluşan cilt rahatsızlığı
    Ters: Gübresi, Hayvan-insan vb dışkısı
    Tersik: Tuvalet çukuru
    Teylik: Başlık, namaz takkesi
    Teymek: Hızla koşmak, kaçmak
    Teyyek: Taze üzüm çubuğu
    Tirurganı: Çok uzun ip
    Toktur: Doktor
    Tolu: Dolu (Yağış şekli)
    Tomburlak: Yuvarlak
    Tombak: Şişman, toplu çocuk
    Tomatiz: Domates
    Topalak: Sulu köfte
    Topalan: Kabızlık
    Toor: Tohur, tahıllarda tane
    Tortakal: Portakal
    Tozank: Dokuma tezgâhının altında biriken pamuk tozu
    Turpa: Türbe
    Tülü: Tüylü, yeni tüyü çıkan (Çok küçük kuş yavrusu veya ceviz büyüklüğündeki kavun)
    Türet: Töre, adet

    U
    Ulaf: Yulaf
    Ulfă(r): Mor çiçekleri olan bir süs bitkisi
    Uluboydan: Çok yüksek sesle, bağırarak
    Ummacaya garmak: Çok istediği bir şeye kavuşamamaktan ötürü hastalanmak
    Urgan: Yük sarmaya yarayan sağlam ip örgüsü
    Urkiyănım: Rukiye Hanım
    Uruh: :Ruh
    Uruhu dönmek: Üzerine titremek, hep etrafında dolaşmak
    Uşguy: Üçkuyu Köyü

    Ü
    Üçpeş: Üç parçadan oluşan geleneksel etek
    Üleşmek: Paylaşmak
    Ümmen: Çocuk oyunlarında çukur
    Ünnemek: Çağırmak
    Ürya: Rüya
    Ürmek: 1-Şişirmek 2-Havlamak
    Ürülen: Balon
    Üssün: Hüseyin
    Ütmek: Kıllarını ateşte yakmak
    Üyümek: Uyumak
    Üykü: Uyku
    Üyüz: Uyuz
    Üyüşmek: Uyuşmak
    Üzülmek: ipin incelerek kopacak hale gelmesi

    V
    Vă: Var
    Vahtım: Gücüm, halim, takatim
    Valon: Balon
    Vé: Ver
    Velesbit: Bisiklet
    Velengiç: Yabani Antep fıstığı
    Veren: Verem
    Veyre: Sürekli
    Vizgiren: Ekin otu

    Y
    Yaba-Yabaltı: El şeklinde saman savurmaya yarayan tahtadan alet
    Yad: Yabancı, el
    Yalım: Galiba, herhalde
    Yalañ: Ateşin üzerindeki yakıcı sıcaklık, yakıcı sıcak hava
    Yalak: Tavukların su içtiği kap
    Yanıç: Yengeç
    Yanış: Şaşı
    Yañış: Meyve-sebze- kumaş vb üzerindeki renkli desen
    Yañrış: Yanlış
    Yañşanmak: Çekişmek, kızmak, azarlamak
    Yapışak: Yapışkan
    Yassılmak: Eğilmek, rıza göstermek (mecazi)
    Yaşıl: Yeşil
    Yaşıllanmak: Sulanmak, cinsel istek duymak
    Yatır: Üzüm omcalarının yerdeki uzun dalları
    Yatırdaş: Yatalak hasta
    Yavşak: Bit yavrusu
    Yaykamak: Yıkamak
    Yazmak: 1-Hamur açmak 2-Yere bir örtü (kilim, sofra bezi, halı vs) sermek, örtmek, açmak
    Yazma: Başörtüsü, yaşmak
    Yelimek: Ağacın alt dallarını kesmek
    Yelekim: Rüzgarlı yer, yel alan yer
    Yemiş: İncir
    Yeñgattan-Yeñitten: Yeniden, tekrar
    Yimek: Yemek
    Yiygi: Hayvan yemi, yiyeceği
    Yokarı: Yukarı
    Yompaz: Yobaz
    Yonuz: Yunus
    Yonan: Yunan
    Yormak: Tabir etmek, yorumlamak
    Yosul: Sivri odun kırığı, kıymık
    Yoz: Yabani, üzümsüz çubuk
    Yönet: Düzgün
    Yörümek: Yürümek
    Yuka: 1-Yufka 2-İnce, zayıf, kırılgan
    Yukalmak: İncelmek
    Yuñgăcı-Yuñgu daşı: Toprak damlı evlerin üstünü sıkıştıran silindir taş
    Yuñgulamak: Silindir bir taşla(Yuñgăcı) toprak damlı evin üstündeki toprağı sıkıştırma işi
    Yurdu: İğne deliği
    Yüğürmek: Çiftleşmek (Gizlide yüğüren eşkere doğuru)
    Yüklü: Hamile
    Yümek: Yıkamak

    Z
    Zabak: Sabah
    Zaliyka: Zeliha
    Zañk ölümü: Ani ölüm, kalp krizi, tuvalette ölmek
    Zeb-Zebep: Sebep
    Zelleñgadı: Sonbaharda (Ekim) sarı çiçekler açan bir tür sümbül
    Zembil: Hasırdan yapılmış içine yufka vs konulan ağzı kapalı sepet
    Zencir: Zincir
    Zéré: Demek ki ondan, zira
    Zére: Buğday, Zaire
    Zére: Zehra
    Zevdalanmak: Sevdalanmak, aşık olmak
    Zeyin: Zihin
    Zıddıyka: Sıddıka, Sıdıka
    Zıggım kökü: Zakkum kökü
    Zından: Zindan, çok aşırı karanlık
    Zırmanmak: Tırmanmak
    Zırap etmek: Istırap vermek, acı çektirmek
    Zıvamak: Sıvamak
    Zıvık: Cıvık
    Zıypmak: Kaymak
    Zıybanak: Kaygan
    Zoba: Soba
    Zombuldamak: Büyük büyük adımlar atarak yürümek
    Zombuldayık: Büyük büyük adımlar atarak yürüyen kişi
    Zopa: Sopa
    Zübüde: Zübeyde
    Zümbül: Sümbül

  14. Sule Sagcan said

    Serkan ellerine sağlık,çok güzel bir kaynak olmuş.

  15. Serkan Demirel said

    Apardıman: Apartman
    Avsınlatmak: Et, peynir vb bir gıdayı kediye kaptırmak, avlatmak
    Ayın oyun: Bozuk, düzgün olmayan
    Hélen: Halen
    Hıyallamak: Farkına varmak, arkasından çevrilen gizli işleri anlamak
    Huzurumăşă: Ruz-u mahşer, mahşer günü
    Malle: Mahalle
    Neféne: Üzüm çubuğunun ucunda sonradan olan, genelde pekmez yapılan 6-7 tanelik salkım
    Gat: İçine koy, kat
    Küñkü: Kambur, dışarı doğru çıkmış
    Oku: Davetiye
    Okucu: Davetli
    Poylamak: Suya elbiseleriyle ve koşarak girmek
    Samsak: Sarımsak
    Sandalle: Sandalye
    Üñgü: O-Şu gibi bir işaret zamiri, (işte anlamında)
    Üñgülle: Öyle
    Ütmek: Kumarda kazanmak
    Ütülmek: Kumarda kaybetmek
    Yağlagaç: Katmerin üzerini yağlamaya yarayan, ucuna ince kumaş bağlanmış kısa sopa
    Yepeşlemek: Sırtını sıvazlamak, hafiften sevdiğini göstermek için vurmak, dokunmak
    Yılık: Düzgün olmayan, eğri, yılmış olan

  16. sakin said

    serkan hakikaten ellerine sağlık baya bi uğraşıp iyi bi kaynak yaratmışsın bizde kendimizi bişeyler biliyo sanıyoduk,sadece -zıbıdığı çıkmak-çok ıslanmak, onu untmuşsun

  17. Serkan Demirel said

    Esteğfirullah Sakin Abi, sadece bilenlere sorarak biraz bişey topladım ama biraz daha araştırsam bir bu kadar daha çıkacağına eminim, sürekli ekliyorum, bayramda köye gittim bizim mahalledeki kadınlar konuşurken 10 dakkada 15-20 kelime ekledim🙂 gerçekten çok zengin bir konuşma dilimiz var ve mutlaka yazıya geçmesi gerekiyor, yoksa köyden uzakta yaşayan yeni nesil bunlardan habersiz ve bu zenginlikler yok olup gidecek. yok olmaması için elimizden gelen gayreti göstermek, toplayabildiğimiz kadar kelime deyim atasözü toplamak lazım, artık onları bilen, konuşanlar azalıyo malesef… Keşke herkes dedesinden ebesinden duyduğu böle ilginç kelimeleri eklese, saol…

  18. Serkan Demirel said

    Beslengii: Evlatlık
    Gocadon (kesedon): Şalvar
    Höpüç: Çocuklar için yapılan küçük uzun ekmek, bir nevi simit
    Körduman: Sis
    Şivşirtlemek: Birisini başka kişi hakkında kışkırtmak, kavga etmeleri için kötü şeyler söyleme
    Zıbıdığı çıkmak: Çok ıslanmak, sırılsıklam olmak

  19. Serkan Demirel said

    Savlălanmak: Yemeğin bozulması, yemeğin suyunun salya kıvamına gelmesi

  20. Serkan Demirel said

    Ötesi beri gelmek: Midesi bulanmak, kusacak gibi olmak

  21. Muammer çalişkan said

    Uşak dışına çiktığımızda hemen bizim Uşaklı olduğumuzu bu şivemiz den anlamıyorlarmı ben bunun içinde seviniyorum bırakın bu kadar ayrıcalığımız olsun.herkese SELAM.

  22. Serkan Demirel said

    Gară(r)mak: Bir kişiden hoşlanmayarak sürekli onun kötülüğü için uğraşmak

  23. Serkan Demirel said

    Yakıtmak: Hayvanları sulamak

  24. Serkan Demirel said

    Kurban bayramında köyde duyduğum yeni kelimeler🙂

    Dümürlemek: Dürmek, sarmalamak
    Ebizemzem: Zemzem suyu, ab-ı zemzem
    Şamala: Meşale
    Şamă(r) : Tokat, şamar
    Téne: Tenha

  25. Serkan Demirel said

    Oturmuş durmuş: Olgun, ağır başlı kişi

  26. Serkan Demirel said

    Dabıyat: Kişilik, kişinin tabiatı, kişisel özellikleri
    Gayırmak: Üzülmek
    İlme: Tarlada çift sürerken sabana değen yerli büyük kaya
    Meyreban: Mihriban
    Pirinç dondurması: Sütlaç
    Ürgünlük: Şişkinlik
    Yalançı: Yalancı

  27. Serkan Demirel said

    Yalabık: Parlak, ışıldayan

  28. Serkan Demirel said

    Menevşe: Menekşe

  29. Serkan Demirel said

    Boğarsık: Bağırsak
    Kañsırmak: Balgam çıkarmak
    Kötăya: Kütahya
    Kupa: Bardak
    Muska: Yufkaya peynir-yağ konularak üçgen biçiminde katlanıp pişirilen kahvaltılık yiyecek
    Nembenya: Ne bileyim ben ya! “Bilmiyorum” anlamında bir ünlem
    Pençeviş: Kokoreç, hayvanın ince bağırsakları
    Sehem-Sém: Hisse, pay
    Séroş: Sarhoş
    Şaşañnamak: Şaşırmak, yaşlılar için sağlıklarını kaybetmek, kötüleşmek, zayıflamak
    Şaybıl: Şımarık
    Tenetarna: Yoksul evlerde pişen Bulgur ve tarhana çorbası gibi sade yemeklerin genel adı
    Tosbağı: Kaplumbağa
    Ümmeklemek: Emeklemek
    Yağlık: Mendil

  30. BÜLENT ÖZGÜR said

    İyi çalışmalar GENÇLER Bizim şivemize benzeyen bir şehir daha va.Onuda ben DEYVERİN-GARİ BİLUMUM GASTOMONU,LULAR.

  31. kemal said

    pekmez–betmez
    at–beygir
    tepsi–zini
    ada cayı–otcayı,çiçek
    ceyran–elektirik
    çubuk–çıbık
    katmer–gatmar,gatmer
    ayakkabı–pabuç
    pantalon–pantul
    sarımsak–samsak
    nane–nana
    koltuk,kanepe–divan
    tarhana–tarana
    taş–daş
    misket–cız,bilye
    jardarma–candırma
    armut–armıt

  32. Raziye Serçin Yalçın Çavuş said

    merhaba,
    Yeni kelimeler önermek istiyorum,

    Tulup: pamuk
    Nembenya: ne bileyim, öyle mi ki
    Cıscıbıl: çırılçıplak
    Gıncırdak: tahtrevalli
    Ne gerek: ondan bundan, Ivır zıvır
    Lapırt: rapor
    Gocadık gari: yaşlandık artık

    Çömbüllerin Üssün’ ün torunu Dr.Raziye Serçin Yalçın Çavuş

  33. BÜLENT ÖZGÜR said

    (YARINDANKERİ] Bu deyimi bizden başkaları kullanırken duymadım.

  34. Serkan Demirel said

    Bu gidenné(r): Bu civar, etraf, çevre

  35. ıraz yılmaz said

    oooooooooooo ben bunları ezberlicemde ingikizce bile daha kolayyyyy

  36. Hürriyet Avcı said

    merem üzeri: mahsus

  37. başkasıı! said

    süpper bse yapmıssıns tebrklrr dewamm

  38. Serkan Demirel said

    Gın: Utanç
    Gınnanmak: Utanmak
    Gursak: Mide, karın (insanlar için)
    Gursağı kakmak: Aşırı heyecanlanmak, kötü bir haberle şok geçirmek
    İlinti: Kaygı, üzüntü, keder
    İlinti etmek: Kaygılanmak, üzülmek, kederlenmek
    Özü geçmek: Acıktığı halde uzun süre yemek yemeyen bir kişinin açlığının kaybolması
    Sekmek: Kadınların sekerek kaşıkla oynaması, Paşalardaki kaşık oyunlarının genel adı
    Yavıncamak: Açlıktan karın ağrısı hissetmek, çok acıkmak
    Yekmek: Topallamak, sekmek

  39. şeyma nur ata said

    şivemiz gerçekten çk komik…
    :):)

  40. yusufzora said

    yüz numara– lavobo
    ıramazan–ramazan
    ilimon–limon

  41. ıraz yılmaz said

    ooooo bizim koydekilere allah kolaylık versin bunları nası ezberliceklerrrrrr

  42. Serkan Demirel said

    Dömet etmek: Üst üste yığmak, demet demet yığmak

  43. Serkan Demirel said

    Başdutar: Ailenin lideri, önder, yönetici
    Diñdireş olmak: Bir şeyin olmasını ısrarla istemek, sürekli aynı şeyi söylemek
    Şayıt: Şahit
    Zini: Sini

    • Serkan Demirel said

      Amalı azmak: Sahip oldukları ile yetinmeyip daha fazlasını istemek, azgınlaşmak
      Batmak: Kirlenmek, pislenmek
      Eziler: Azizler Köyü
      Ese: İsa isminin halk arasında söylenişi
      İylemek: Susuzluk, kurt delmesi vb sebeplerden meyvelerin kuruması, yere dökülmesi
      Öñürtlemek: Bir kişiyi başkası hakkında doldurmak, kışkırtmak

      • mustafa kemal demirel said

        ‘mere’ geldi şimdi aklıma tam anlamı gelmedi ama.
        ‘zere’ var tabii bir de:)

      • mustafa kemal demirel said

        ‘bikeneç’

      • Serkan Demirel said

        Mére : Meğer ki
        Zére: Zira, demek ki ondanmış
        Bikeneç de: Bu defa da, bu sefer de Anlamında olması lazım… Edatlarımızdan bazıları….

  44. Deniz Kaya said

    Serkan, ‘evelde’ yi bi cümlede kullanır mısın? Selamlar.

    • mustafa kemal demirel said

      tek başına bir cümle zaten ‘o’ :))
      -Evelde!

      • Sakin Yılmaz said

        Gılik=küçük

      • Serkan Demirel said

        Ben de ne zamandır onu düşünüyorum, ayrı kullanılmıyor ki, daha çok bir şaşırma ünlemi olarak ve tek başına kullanılıyor. :))) Ama bir türlü nasıl yazıcağıma karar verememiştim, iyi oldu bu …

  45. Deniz Kaya said

    Evelde! Allah gayıl olu mu?

  46. Uğraş ALKAN said

    Nembenya ne bilem oluyveriyomuş gali desem devrim

  47. İsmail SAĞCAN said

    KÜNKÜ-KAMBUR
    ÇİNİL-OMUZ
    YALABIK-PARLAK
    YAĞLIK-MENDİL
    ZEBİL ETMEK-ZİYAN ETMEK

  48. Orhan Polat said

    MERHABALAR

    Bu bölümün açılması iyi oldu . Özellikle köyün yaşlıları ,uzun zaman önce köyümüzden ayrılan kişiler ve eski mektup türü belgelerden yola çıkarak Paşaların dilinin, tam olarak nereden geldiği bulunabilir .
    ( n-g) Harflerinin birleşiminin kullanıldığı
    çok sözcüğümüz var, Toprak sıvalı hayadlardaki
    duvarlara parmak uçlarını ,ak toprağa batırarak
    yapılan çiçek desenini andıran süslere ya -ng- ış diyoruz fakat şimdi kullandığımız harflerle bunu yazamıyoruz.- nenceng-Galan(g) – Kızma ,bağırma, çekişme dediğimiz (Yangşanma ) gibi.

    Benim son altı aydır bulabildiğim sözcükler

    Pardı: dam üstü
    Enser: büyük çivi
    Nallabı: nalbant çekici
    Ansırama:Aniden ,birden bire
    Tingildemek: sallanmak
    Gaga: amca
    Haranı: büyük tencere
    Zati: zaten
    Nasıratan: Nasrettin
    Yanıç: yengeç
    Gale: sincap
    Andık: sırtlan
    Va yaa: biliyor musunuz?/duydunuz mu?
    Macır: muhacir/Macar göçmeni
    Bikeneç: bu seferlik/bu defa
    Culca: parasız/bedava/karşılıksız
    Mulayim: uyumlu/ılık
    Eşkere: aşikar-herkesin bildiği
    Kirelik: banyo
    Somuruk: tülbente bağlı lokum
    Yalambeç: kandırmaca
    Bıdırdama: konuşma
    Dıbırdama: tıpış tıpış yürüme
    Heng: düğün eğlence
    Haptıra galkdı: hop diye kalktı
    Hışır, düvlek, kavun
    Ildır ıldır: pırıl pılır
    Cübbe: çocuk oyununda yenilen kişiye dizle yada ayağın ucuyla vurulan hafif tekme.
    Gaygım: o beni ilgilendirmez-neme lazım
    Yağlık: mendil
    Poylamak: dize kadar suya girmek
    Unduz: düğün öncesi oğlan evi kız evine çerez, bisküvi veya şeker yollar. Kız evi de gelenlerin yerine un, tuz verip oğlan evine yollar bu adete unduz denir.
    Sor kaşmak: bir kişinin kaldıramayacağı bir eşyayı iki kişinin kaldırıp götürmesine denir.
    Dolak : atkı
    Pambıcık : pamuk gibi beyaz apak
    Düzen: iplik dokuma tezgahı
    Ondan kelli : ondan sonra ondan başka
    Galan(g): artık şimdiden sonra
    Gaç diyon- gaç istiyon :bunun fiyatı nedir
    Sıtarasız :yüzünde meymenet kalmamış
    Gayıl ol: bunu böyle kabul et
    Tavatır: abartma
    Şavkarmak: parlamak ağarmak
    Andık : sırtlan
    Cana : Canavar – kurt
    Fak: Kapan – geme tuzağı
    Samaşın gari: barışın
    Kümeli : çok olan fazla olan birikmiş
    Gözünün feri : gözünün ışığı

    Sizden anlamlarını bulmanızı istediğim sözcükler de aşağıdadır;

    Yaran günü
    Gıncırdak
    Turpa
    Naca
    Babıcımı
    Müzmal
    Sumsuk
    Sıvazlamak
    Şakırman
    Hanaydı
    Eğrek
    Nemben
    Ağuyuz
    Sırsalama:
    Engastan:
    Cimbiş
    Gecene
    Fişfit
    Zere
    Meytambal
    Gıvanma
    Köylü kısmısı
    Peşkir
    Gezemek
    Veyre
    Kaykı
    Sibek
    Sımkıç
    Ovmaç
    Sızırma
    Kıstırma
    Tenaşe
    Yaprak aşı
    Soğan aşı
    Bayadan
    Müsevir
    Zıvaşmak
    Gaç hedi
    Yangşanma-çekişme
    Öngücü
    Malıç :
    Zığanacık
    Diğricik
    Kenef
    Dolak
    Curcu
    Samıt
    Bundan kelli
    Sorutmak
    Bangıç
    Düğle
    Narasın :
    Varıveri:
    İplik ile ilğili çok özel sözcükler vardır lütfen bilen bir arkadaşımız masır, gerim , haşıl , mekik, takatuka vb anlamlarını yazarmı.
    Civil: iplik çilesi
    Kelep: 8-10 adet iplik çilesidir. diye aklımda kalmış
    doğru mudur ?

    Yeri gelnişken bir anımı yazayım .

    DAŞ YAĞI(GAZ YAĞI)

    1971 yılında Ankara/Şen tepede yaptığımız ev yeni mahelledeki televizyon vericisinden bile yuksekte idi Hüseyin Gazi’den Dikmen Etimesügut Keçiören içinde kalan Ankara’ nın %95ini görüyordu. Bize Fahrettin Yalçının annesi ve babası oturmaya geldiler. Gece olmuştu bir ara Dudu Ebe balkona çıktı ve “Gaçın hedii bugada şavka daş yağımı yetee ”dedi.

    ORHAN POLAT

    • Serkan Demirel said

      Orhan Abi, yukarıdaki bölümleri okursanız zaten sizin yazdığınız kelimelerin ve anlamını bulmamızı istediğiniz kelimelerin çoğu var, anlamları ile birlikte. Bizim bilmediğimiz bazı kelimeleri de eklemişsiniz sağolun. Tabi bazı kelimelerin de söylenişinde biraz farklılık var. Örneğin “Diğricik” Dığrıcık diye söyleniyor, sanırım bizim yazdığımız yerde dığrak diye geçiyordu. “İnsanın tam üstüne oturan dar kesim” demek. Sibek de sanırım Sübek diye söyleniyor, “ondan kelli” de, ondan keri diye söyleniyor ….
      Yine “ng” diğer Türk şivelerinde ñ şeklinde yazılıyor, ismi “nazal ne” Osmanlıcada “sağır nun” diyorlardı ve Kef harfinin üstüne çizgi koyarak gösteriyorlardı.

      • orhan polat said

        ñ için Serkan Demirel’e teşekkürler.bu karekteri nasıl yaptığını öğrenmek istiyorum.
        Sizler Köyümüzde kaldığınız için daha çok kişi ile konuşma olanağı buluyorsunuz .
        Dün gece üşenmedim T D K na bu yazımı yolladım yakında cevabı gelir.Belki de doğrudan sitemizle iletişim kurarlar İyi çalışmalar dileğimle. o p

      • Serkan Demirel said

        Orhan Abi, ñ harfini çıkartabilmek için control+alt+ü harfine üç tuşa 3 parmağınla basıyosun sonra parmağını üçünden birlikte kaldırıp n harfine basıyosun, ñ işareti çıkıyo… :))

        Umarım Türk Dil Kurumu yazınızı dikkate alır. Bİzim köylüer epey bir kelime paylaştı burda… Onlar için de çok zengin bir kaynak olur herhalde. Ben Türkçe Öğretmeniyim, TDKnın yerel kelimeler sözlüğü var zaten, bir çok kelimeyi köy köy göstermişller…

  49. Orhan Polat said

    Serkan Demirel’e teşekkürler

  50. mustafa polat said

    orhan bazı kelimeler karahallı sitesinde var.ama bazılarınıda eksik biliyorsun.umarım eksiklerini orada bulabilirsin.teşekkürler.

  51. BARON said

    Merhabalar Ben Aydın ilinin Köşk ilçesine bağlı Ilıdağ köyünde doğdum. Tüm akrabalarım hala orada yaşar. Köye yılda bir yada iki defa giderim. İşim gereği 6 yıldır Uşak’ta ikamet ediyorum. Daha önce egenin başka bir ilinde ikamet ettim. Ege’de hemen hemen gezmediğim toprak parçası kalmadı. ntte gezinirken sitenize rastladım.
    Şivemiz bölümünüzdeki paylaşımların tamamı bizim köyle aynı. Sitenizi zyaret etmekten keyif aldım. Bir anda kendimi kendi köyümde hissettim şivenizi okuyunca
    kalın sağlıcakla

  52. Seval Hatice said

    Yazar cok tesekkürler…

    Selamlar Seval Hatice

  53. Serkan Demirel said

    Şivemiz bölümünde ilginç atasözü ve deyimleri de paylaşsak hoş bir etkinlik olur diye düşünüyorum. Çünkü bazı atasözleri sadece bizim bölgemizde söyleniyor veya bazı atasözleri bizim köy ve cevresinde Türkiye genelinden birazcık farklı söyleniyor… Atasözleri ve deyimler bir dilin en zengin parçaları çünkü genelde mecaz anlamlılar ve az sözle çok anlam ifade etmeye yarıyor. Bizim çevrede atasözleri ya tek cümleden ya da sonları birbiriyle uyaklı (benzer) iki dizeden-beyitten oluşuyor. Böylece sanırım akılda kalmasını da kolaylaştırmışlar…
    Şimdi bunlardan bikça tanesini paylaşacağım, bikaç cümle ile de açıklayacağım. Vakit buldukça buraya yeni atasözleri ekleriz.

    ATALAR SÖZÜ-ATALARDAN KALMA CEVAP

    Duşman sana gelsin bi öñecek daşınan
    Sen duşmana var bi sahan aşınan

    Bu atasözünde Türk milletinin genel bir özelliği, iyilik severliği hatta düşmanlarına bile yardım etmesi çok veciz bir şekilde ifade edilmiş. Bilindiği gibi öñecek, kadınların iş yaparken etekleri kirlenmesin diye eteklerinin üzerinden bellerine bağladıkları önlüğe denir. Kısaca diyor ki: Düşmanların sana taşla, silahla vb zarar vermek için gelseler bile sen onlara yemek ikram et, iyilik yap. Günümüzde bazı insanlar milletimizin bu özelliğini kaybettirmeye çalışıyor. Kötülüğe karşı kötülükle karşılık verilmesi gerektiğini savunuyorlar. Halbuki her zaman için iyilik yapan kazanır. Üstelik bu özellik bizim milletimizin sonradan kazandığı bir özellik de değil. Gerçi İslam Dininde de buna benzer çok güzel kaideler var. Peygamber efendimizin sözleri de var. Size kötülük yapan birine iyilikle karşılık verin, bir de bakmışsınız dostunuz olmuş, benzeri bir çok hadis meali hatırlıyorum ama benim asıl dikkatimi çeken Kaşgarlı Mahmut’un değişik Türk Boylarını gezerek hazırladığı ilk Türkçe sözlük Divan-ı Lügat-it Türk’te gördüğüm bir atasözü (sav) idi. Yukarıda söylediğim bizim atasözü ile birebir aynı anlama geliyor sadece kelimlerde değişiklik var..
    Suw bermezse süt ber : Su vermezze Süt ver… Yani sana su bile vermeyen bir kişiye sen süt ikram et, iyilik yap. Umarım milletimiz bu güzel özelliğini her zaman sürdürür.

  54. Serkan Demirel said

    GÜZEL BİR ATASÖZÜMÜZ :))

    Eltinin elti sevişi
    Devenin kengé(r) gevişi… (gibidir)🙂

    Bu atasözünde toplumsal bir gerçeklik, güzel bir benzetme ile açıklanmış. Safari belgesellerinde görmüşsünüzdür… kurak bölgelerde yaşayan hayvanlar , Allahın ağızlarında yerleştirdiği özel bir sistemle dikenli ağaçları yaprakları yiyebilmekteler. Deve de bunlardan biri… Kengér dikenini ağzına batmadan yiyebiliyor ancak bunu yerken dudaklarına-ağzına acayip hareketler yaptırıyor, yani dikensiz otları yediği gibi rahat yiyemiyor. İşte iki elti (erkek kardeşlerin eşleri) birbirlerini ne kadar sevseler de, devenin kengér dikenini yemesi gibi zorlama bi sevgi olur :)))

  55. Serkan Demirel said

    İşleyen gümüş ışılamış

    Bu atasözü de çok sevdiğim bir atasözümüz. Türkiye genelinde “İşleyen demir pas tutmaz” diye söylenen ata sözünün bizim köydeki söyleniş biçimi… Bizim köydeki söyleyiş dile ve kulağa daha hoş geliyor. Sebebi, atasözünün bizim köydeki söylenişinde “Ş” harfinin çok tekrarlanması ile bir ahenk-uyum sağlanmış olması. Edebiyatta buna aliterasyon diyorlar… Atasözünün anlamı herkesin malumu, çalışan kazanır, işleyen ışıldar. Burda ayrıca el becerisine dayanan mesleklerle ilgili bir hatırlatma da var. Bazı mesleklerde çalıştıkça-pratik yaptıkça el becerisi artar, daha hızlı ve güzel yaparsın… Eğer işlemessen, çalışmayı bırakırsan el becerin zayıflar, yaptığın iş de kötüleşir ve daha yavaş yapmaya başlarsın … Yani “İşleyen gümüş ışılamış”🙂

  56. Berrin said

    Çok güzel ve anlamlı kelimeler var tevekkele(o yüzden o sebebden) harfleri yutmasak yerlerini değiştirmesek eski dil var köyde gazi ye kazi /kravat a gravat demesek/kaldırıma galdırım caddeye cedde demesek /elmay a alma /şeftali yi şeftalı yapmasak olmaz/Ali yi Alı /süleyman a sülmen neden asıl hallerini bozarız gururmu yaparız bu sözleri eski bir büyük duysa mugallet mugallet konuşma derdi bu kelimede çok güzel aslımızı araştıralım dilimiz gerçekten asil nerden geldik hangi milletteniz bilelim bence atalarımız değerli insanlarmş..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: